ZÜCDER Başkanı Önder: Bu faiz oranıyla kim yatırım yapar!
ZÜCDER Yönetim Kurulu Başkanı Burak Önder, faizlerin yüksek olmasının yatırımları engellediğini söyleyerek, "Yüzde 50 faiz olan ülkede kim yatırım yapar" dedi.
- | Son Güncelleme:
- | İş'te Gündem
Türkiye’nin dış ticaret fazlası veren ender sektörleri arasında yer alan züccaciye sektörü, küresel pazarlardaki güçlü konumunu korurken yüksek maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan sorunlarla mücadele ediyor. Endüstriyel ürünler hariç yaklaşık 4,5 milyar dolarlık ihracat büyüklüğüne ulaşan sektör, 100’ün üzerinde ülkeye ürün gönderiyor. Türkiye’nin kilogram başına ortalama ihracat değerinin 4,5 dolarla yaklaşık üç katına ulaşan züccaciye sektörü, tonaj bazında ise Çin’in ardından dünyanın en büyük üreticileri arasında bulunuyor.
‘İHRACATÇI MÜŞTERİSİNİ KAYBETMEMEK İÇİN KÂRINDAN VAZGEÇİYOR’
Sektörün üretim ve ihracattaki gücüne rağmen üç yılı aşkın süredir devam eden ekonomik koşulların sanayicinin dayanıklılığını önemli ölçüde azalttığına dikkat çeken Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Yönetim Kurulu Başkanı Burak Önder, iş dünyasının geçmişte 6-9 aylık krizlere alışık olduğunu ancak mevcut sürecin çok daha uzun sürdüğünü belirterek, “İş dünyası yorgun. Enflasyonla mücadele programını destekliyoruz. Ancak enflasyonla mücadele uğruna sanayideki kaslarımızı kaybetmememiz gerekiyor.” dedi.
Ham madde ve üretim maliyetlerindeki artışa rağmen kilogram başına ihracat değerlerinde gerileme görülebildiğine işaret eden Önder, bunun ihracatçının mevcut müşterisini koruma çabasından kaynaklandığını söyledi. Yeni bir ihracat müşterisi kazanmanın hem maliyetli hem de uzun bir süreç olduğunu vurgulayan Önder, şirketlerin kimi zaman başa baş hatta zararına çalışmayı göze aldığını ifade etti.
İç pazarda da tüketimin yavaşladığını, vadelerin uzadığını ve paranın dönüş hızının ciddi biçimde düştüğünü belirten Önder, yüksek faiz ortamının üretim ve yatırım iştahını zayıflattığını kaydetti. Önder, “Parası olanın üretim tesisi kurmak yerine risksiz şekilde finansal getiriye yöneldiği bir ortam oluşuyor. Asıl zorlanan, yatırım yapan ve üretmeye devam eden sanayici.” değerlendirmesinde bulundu.
5 MADDELİK PLAN
Üreticinin finansmana erişimden yüksek yatırım maliyetlerine, lojistikten dijital dönüşüme kadar birçok alanda desteklenmesi gerektiğini belirten ZÜCDER Yönetim Kurulu Başkanı Burak Önder’den, yaşanan zorlu süreçten çıkış için 5 maddelik öneri geldi. Enflasyonla mücadelenin sürdürülürken sanayinin üretim gücünün de korunması gerektiğini vurgulayan Önder, sektörün ve sanayinin rekabetçiliğini güçlendirecek adımları şöyle sıraladı:
“1- Üreticiye fatura karşılığı uygun maliyetli işletme kredisi sağlanması.
2- Otomasyon, sanayi ve dijital dönüşüm yatırımlarının özel finansman mekanizmalarıyla desteklenmesi.
3- Lojistik ve liman maliyetlerinin düşürülerek Türkiye’nin küresel rekabetçiliğinin artırılması.
4- Yerli e-ticaret altyapısının güçlendirilmesi, e-ihracat ve sınır ötesi e-ticaretin desteklenmesi.
5- Sanayi arsalarında rantın önüne geçilerek arsaların üretim yapan sanayicilerde kalmasının sağlanması.”
‘ÜRETİCİYE CAN SUYU VERİLMESİ LAZIM’
Reçetenin ilk sırasında finansmana erişimin bulunduğunu belirten Önder, enflasyonla mücadele kapsamında tüketici kredilerinin sınırlandırılmasının anlaşılabilir olduğunu ancak üretim kredilerine aynı yaklaşımın uygulanmaması gerektiğini söyledi.
Özellikle KOBİ’lerin işletme sermayesi ihtiyacının giderek arttığına dikkat çeken Önder, pandemi döneminde uygulanan modellere benzer şekilde ham madde, işçilik ve diğer üretim giderleri için fatura karşılığı uygun maliyetli kredi sağlanabileceğini ifade etti. Önder, “Sanayiye bir can suyu verilmesi lazım. Fatura karşılığı, uygun finansman koşullarında üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Bu aynı zamanda kayıt dışılığın azaltılmasına da katkı sağlar.” dedi.
SANAYİDE DÖNÜŞÜM İÇİN ÖZEL FİNANSMAN MODELİ
İkinci başlığın Türkiye sanayisinin teknolojik dönüşümü olduğunu kaydeden Önder, mevcut dönemde kapasite artışından çok verimliliği yükseltecek yatırımlara odaklanılması gerektiğini vurguladı. Otomasyon, sanayi dönüşümü ve dijitalleşme yatırımlarının uzun vadeli ve uygun maliyetli finansmanla desteklenmesini isteyen Önder, Eximbank modeline benzer bir yapının yatırım finansmanı tarafında da oluşturulabileceğini söyledi.
Bu alanda bugün atılacak adımların sonuçlarının ancak bir-iki yıl içerisinde görülebileceğine işaret eden Önder, Türkiye’nin mevcut süreç sona erdiğinde küresel rekabete daha güçlü dönmesi gerektiğini ifade etti. Yüksek teknolojili üretimin de güçlü bir sanayi ekosistemine ihtiyaç duyduğunun altını çizen Önder, yüksek teknoloji hedeflenirken orta ve düşük teknolojili sektörlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Önder’e göre uçaktan otomobile kadar yüksek teknolojili ürünlerin üretilebilmesi için tekstilden plastiğe, metalden bağlantı elemanlarına kadar sanayinin tüm kılcal damarlarının güçlü olması gerekiyor.
LOJİSTİK MALİYETLERİ AŞAĞI ÇEKİLMELİ
Üçüncü maddede Türkiye’nin lojistik imkan ve kabiliyetlerini geliştirmesi gerektiğine dikkat çeken Önder, üretimdeki rekabetçiliğin yalnızca kur, faiz ve işçilik maliyetleri üzerinden değerlendirilemeyeceğini söyledi. Konteyner taşımacılığı ve liman maliyetlerinin küresel ticarette önemli bir rekabet unsuru haline geldiğini belirten Önder, liman ücretlerinin daha öngörülebilir ve rekabetçi bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Dubai, Singapur ve Hollanda gibi merkezlerin uygun lojistik imkanları sayesinde transit ticaret ve re-exportta önemli paylara ulaştığını hatırlatan Önder, Türkiye’nin coğrafi konumunu ekonomik avantaja çevirebilmesi için lojistik maliyetlerini aşağı çekmesi gerektiğini kaydetti.
E-İHRACATTA YERLİ ALTYAPI VURGUSU
Konvansiyonel ticaret yöntemlerinin yanında e-ticaret ve sınır ötesi e-ticaretin dünya ticaretindeki ağırlığının hızla arttığını belirten Önder, dördüncü önerinin bu alana yönelik olması gerektiğini söyledi. Özellikle Çinli şirketlerin e-ticaret ve sınır ötesi satışlarda son derece agresif bir büyüme politikası izlediğine dikkat çeken Önder, Türkiye’nin de yerli e-ticaret altyapısını güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. Türk e-ticaret platformlarının Suudi Arabistan’dan Romanya’ya, Azerbaycan’dan farklı bölge pazarlarına kadar genişlemesinin desteklenmesi gerektiğini belirten Önder, e-ticaret ve e-ihracatın Türkiye’nin yeni ihracat kanallarından biri haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.
‘SANAYİCİNİN PARASI TOPRAĞA VE BETONA GİTMEMELİ’
Önder’in reçetesindeki beşinci maddeyi ise sanayi arsaları oluşturdu. İstanbul dışında dahi sanayi arsalarının metrekare fiyatlarının 300-350 dolar seviyelerine ulaşabildiğine dikkat çeken Önder, üretim yapmak isteyen sanayicinin sermayesinin önemli bölümünü arsa ve fabrika yatırımına ayırmak zorunda kaldığını söyledi.
Avrupa’da metrekare fiyatlarının 10 Euro, ABD’de 15 dolar seviyelerinde olduğunu kaydeden Önder, sanayicinin kaynaklarının toprağa ve betona bağlanmasının Ar-Ge, inovasyon, tasarım, otomasyon ve dijital dönüşüm yatırımlarını sınırladığını vurguladı. Önder, sanayi arsalarının rant aracına dönüşmesinin önüne geçilmesi gerektiğini belirtti. Sanayi bölgelerindeki arsaların gerçek anlamda üretim yapan şirketlerde kalacağı bir model oluşturulması gerektiğini ifade eden Önder, “Sanayicinin emeğini toprağa ve taşa yatırmaması gerekiyor. Sanayi arsalarının sanayicinin olması ve ranta kapalı tutulması lazım.” diye konuştu.
‘GEÇEN YILKİ RAKAMLARI YAKALAMAK BAŞARI OLUR’
Yılın geri kalanına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Önder, küresel ve bölgesel gelişmeler nedeniyle öngörü yapmanın giderek zorlaştığını söyledi. Jeopolitik gerilimlerden küresel faiz politikalarına, Çin’in kapasite fazlasından Türkiye’deki finansman koşullarına kadar çok sayıda değişkenin sektörün performansını etkileyeceğini belirten Önder, mevcut dönemi “Forecast değil, nowcast zamanı” olarak tanımladı. İhracatçının yüksek finansman maliyetleriyle küresel rakipleri karşısında zorlandığını vurgulayan Önder, “Yüzde 3-4 faizle finansmana ulaşan rakiplerle yüzde 50 faiz ortamında rekabet etmek çok zor. İhracatta müşterinize kredi açmanız, vade vermeniz gerekiyor. Bu finansman maliyetleriyle bunu yapmak kolay değil. Bütün bu şartlar altında geçen yılki rakamları yakalamanın bile başarılı olacağını düşünüyorum.” dedi.
**OCAK-TEMMUZ DÖNEMİNDE İHRACAT 1,63 MİLYAR DOLAR
1- İhracat yüzde 7,4 geriledi: Ev ve mutfak eşyaları sektörü, Temmuz ayında 244 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken, yılın ilk yedi ayında 1,63 milyar dolara ulaştı. İhracat geçen yılın aynı dönemine göre değer bazında yüzde 7,4, miktar bazında yüzde 8,4 daraldı.
2- Kilogram başına ihracat 4,06 dolar: Ortalama ihracat fiyatı kilogram başına 4,01 dolardan 4,06 dolara yükseldi.
3- En büyük kayıp cam ve plastikte: İlk yedi ayda ihracat elektrikli küçük mutfak ve ev eşyalarında yüzde 4,1, metalde yüzde 7,5, plastikte yüzde 10,9, camda yüzde 14,5, seramik/porselende yüzde 2,4 geriledi. Ahşap grubu yüzde 1,2 artışla pozitif ayrıştı.
4- En büyük pazar İngiltere: İngiltere, Ocak-Temmuz dönemindeki 167 milyon dolarlık ihracatla ilk sırada yer aldı. Bu pazardaki gerileme yüzde 1,1 ile sınırlı kaldı. Almanya, İtalya ve Fransa da öne çıkan pazarlar oldu.
5- İlk 10 pazarın payı yüzde 49’a yükseldi: Mısır ve Fas dışındaki ilk 10 pazarın tamamı Avrupa’da bulunuyor. Bu pazarların toplam ihracattaki payı yüzde 47’den yüzde 49’a yükselirken, ihracattaki düşüş yüzde 1,5 ile sınırlı kaldı.
6- İhracatın yüzde 92’si yakın ve orta mesafeli pazarlara: İhracatın yüzde 92’si 0-2.400 kilometre bandındaki pazarlara gerçekleştirildi. Çok uzak pazarlarda yüzde 21,7 düşüş yaşanırken, yakın pazarlardaki kayıp yüzde 0,6’da kaldı.
Gram altın 3 ayın zirvesine çıktı
Sudan sebeple büyük zam
En düşük emekli aylığı enflasyona göre korunsaydı bugün 50 bin lira olacaktı
Resmi Gazete'de yayımlandı: Motorine kademeli ÖTV getirildi
Pegasus'tan 4.8 milyarlık net zarar!
ABD'nin hedefinde şimdi de çelikçiler var!
Bira satışları düştü, viski satışları arttı
21 bin kişi kovulmuştu: Binlerce kişi daha kovulacak
Kentsel dönüşüm için 3 milyon TL kredi





YORUMLAR
Yorum Yap