Sözcü-HalkTV transfer borsası: İsmail Saymaz kaç kez gitti geldi?
İsmail Saymaz’ın Hürriyet’ten ayrıldıktan sonra Sözcü ve Halk TV arasında yaşadığı transfer trafiği, muhalif medyada son yıllarda dikkat çeken “git-gel” düzenini yeniden gündeme taşıdı.
- | Son Güncelleme:
- | İş'te Gündem
Saymaz’ın yanı sıra Yılmaz Özdil ve Metin Yılmaz’ın hikâyeleri de aynı soruyu ortaya çıkarıyor: Medyada adresler mi değişiyor, yoksa medya düzeni mi aynı isimler etrafında dönüp duruyor?
Gazetecilikte kurum değiştirmek olağan. Daha iyi çalışma koşulları, ücret, editoryal anlayış, yönetim değişiklikleri ya da kişisel kariyer planları bir gazeteciyi yeni bir adrese götürebilir.
Ancak bazı isimlerin aynı kurumlar arasında tekrar tekrar gidip gelmesi, artık tek tek transferlerin ötesinde bir tablo ortaya çıkarıyor.
İsmail Saymaz’ın son transferi de tam olarak böyle bir tabloyu yeniden önümüze koydu.
Saymaz, 28 Ağustos’ta iki yıldır çalıştığı Halk TV’den ayrılacağını açıkladı. Çok geçmeden yeni adresinin yeniden Sözcü olduğu ortaya çıktı.
Sözcü Yayın Grubu Yayın Yönetmeni İpek Özbey, 31 Ağustos’ta Saymaz’la sözleşme imzalandığını duyurdu. Saymaz böylece hem Sözcü TV ekranlarına hem de Sözcü gazetesine geri dönmüş oldu.
BİR GAZETECİ, İKİ ADRES BEŞ KEZ
Saymaz’ın son yıllardaki kariyer rotası dikkat çekici:
2020: Hürriyet’ten ayrıldı, Sözcü’ye geçti.
2021: Sözcü’den ayrılarak Halk TV’ye geçti.
2023: Halk TV’den ayrılıp Sözcü TV’ye geçti.
2024: Sözcü TV’den ayrılarak yeniden Halk TV’ye döndü.
2026: Halk TV’den ayrıldı ve yeniden Sözcü’ye döndü.
Başka bir ifadeyle Saymaz, yaklaşık altı yıl içerisinde Sözcü-Halk TV hattında dört kez kurum değiştirmiş oldu.
İzleyici açısından bakıldığında ise tablo biraz daha farklı görünüyor.
“SAYMAZ BUGÜN HANGİ KANALDA?”
Bu sorunun cevabını takip etmek, gazetecinin haberlerini takip etmek kadar kolay olmayabiliyor.
Üstelik Saymaz’ın kendi açıklamasından, son ayrılığın kavga veya sert bir kopuş şeklinde gerçekleşmediği anlaşılıyor.
Saymaz, Halk TV sahibi Cafer Mahiroğlu ile karşılıklı saygı ve uzlaşma içinde ayrılmak istediğini, sürecin bu nedenle uzadığını söyledi.
Dolayısıyla burada kesin bir biçimde “şu nedenle gitti” demek mümkün değil.
Ama soru sormak mümkün.
Daha fazla kazanmak mı, daha verimli çalışmak mı?
İşte tartışmanın asıl noktası burada.
Bu tür transferlerde ekonomik koşulların, çalışma ortamının, editoryal özgürlüğün veya kariyer planlarının ne ölçüde etkili olduğunu dışarıdan bilmek kolay değil.
Dolayısıyla Saymaz’ın tercihlerini “daha fazla kazanmak için gitti” ya da “daha özgür çalışmak istedi” şeklinde kesin bir nedene bağlamak doğru olmaz.
Fakat izleyicinin kafasındaki soru başka: Muhalif medyada neden aynı isimleri sürekli farklı ekranlarda görüyoruz?
Çünkü mesele yalnızca Saymaz değil.
YILMAZ ÖZDİL: GİDEN VE YENİDEN DÖNEN
Sözcü cephesinde bunun bir başka dikkat çekici örneği Yılmaz Özdil.
Özdil, Sözcü'nün önemli yazarlarından biri olarak uzun yıllar görev yaptı. Sözcü TV'nin kuruluş sürecinde kanalın başına geçti; ancak yayın hayatının başlamasından kısa süre sonra görevinden ve ardından gazeteden ayrıldı.
Yaklaşık iki buçuk yıl sonra yeniden Sözcü'ye döndü. Bu kez yalnızca köşe yazarı olarak değil, Sözcü TV Medya Grubu'nun başında yer aldı.
Fakat bu ikinci dönem de uzun sürmedi. Özdil, Nisan 2026'da hem Sözcü TV'deki görevinden hem de gazetede köşe yazarlığından istifa etti.
Özdil'in kendi anlatımına göre ilk ayrılığında siyasi baskılar ve bağımsız gazetecilik tartışması etkili olmuştu. İkinci dönüşünde ise “Sözcü bana geri döndü” diyerek yeniden kuruma gelişini savundu.
Yani burada da ayrılık, dönüş ve yeniden ayrılık döngüsü karşımıza çıkıyor.
METİN YILMAZ: SÖZCÜ'DEN NEFES'E, NEFES'TEN YENİDEN SÖZCÜ'YE
Bir diğer çarpıcı örnek ise Sözcü'nün uzun yıllar Genel Yayın Yönetmenliğini yapan Metin Yılmaz.
Yılmaz, 17 yılın ardından 2024'te Sözcü'den ayrıldı. Ardından beraberindeki önemli isimlerle Nefes gazetesini kurdu. Yılmaz o dönemde Sözcü'den ayrılışını, televizyonun da devreye girmesiyle büyüyen yapıda yaşanan sorunlar ve “manevi kopuş” üzerinden anlatmıştı.
Fakat medya dünyasındaki bu ayrılık da nihai olmadı.
2026'da Yılmaz yeniden Sözcü grubuna döndü. Bu kez Tavır adlı yeni gazetenin başına geçti. Sözcü grubunun yeni gazetesi 19 Haziran 2026'da yayın hayatına başladı.
Dolayısıyla Saymaz'ın dönüşü tek başına değerlendirildiğinde sıradan bir medya transferi olarak görülebilir.
Ancak Saymaz, Özdil ve Metin Yılmaz örnekleri yan yana konulduğunda başka bir fotoğraf ortaya çıkıyor:
Gidenler dönüyor, dönenler yeniden gidiyor.
MUHALİF MEDYADA NEDEN HEP AYNI İSİMLER?
Burada belki de asıl tartışılması gereken konu bu.
Muhalif medya, son yıllarda ciddi bir ekonomik ve siyasi baskı alanında faaliyet gösteriyor. Böyle bir ortamda güçlü isimlerin kurumlar arasında transfer olması anlaşılabilir.
Ancak sürekli aynı gazetecilerin farklı ekranlarda karşımıza çıkması, başka bir soruyu da beraberinde getiriyor: Yeni isimler neden aynı ölçüde öne çıkamıyor?
Bir başka deyişle mesele yalnızca gazetecilerin “gitmesi” veya “gelmesi” değil.
Medya sektörünün aynı insan havuzunun içerisinde dönüp durması.
Bugün Halk TV'de izlenen bir gazeteci yarın Sözcü TV'de; Sözcü'den ayrılan bir ekip başka bir gazete kuruyor, ardından aynı ekipten bazı isimler yeniden Sözcü grubunda karşımıza çıkıyor.
İzleyici açısından bu durum zaman zaman gerçekten bir “medya med-ceziri” görüntüsü oluşturuyor.
GAZETECİLİK Mİ, TRANSFER BORSASI MI?
Elbette gazetecilerin kurum değiştirmesi başlı başına bir problem değil.
Hatta rekabetin olduğu bir medya piyasasında gazetecilerin farklı kurumlarda çalışabilmesi normal ve sağlıklı bir durum.
Sorun, bunun sistematik bir döngüye dönüşmesi halinde başlıyor.
Çünkü o zaman izleyici sadece gazetecinin haberini değil, hangi kurumun gazeteciyi ne kadar süre elinde tutabildiğini de takip etmeye başlıyor.
Saymaz'ın son dönüşü bu açıdan önemli.
Çünkü artık mesele “İsmail Saymaz Sözcü'ye döndü” haberinden daha büyük.
Sözcü-Halk TV hattında gidip gelen gazeteciler, Sözcü'den ayrılıp yeni medya yapıları kuran ekipler ve ardından yeniden Sözcü çatısı altında buluşan isimler, muhalif medya dünyasında ciddi bir insan ve kurum trafiğine işaret ediyor.
Bu trafiğin nedenleri ise her isim için farklı olabilir.
Ama ortaya çıkan görüntüyü tek cümleyle anlatmak gerekirse:
Muhalif medyada ekranlar değişiyor, gazeteciler değişiyor, kurumlar değişiyor; fakat isimler çoğu zaman aynı kalıyor.
Ve izleyicinin kafasında da ister istemez şu soru beliriyor: Saymaz nerede? Özdil nerede? Metin Yılmaz nerede?
Belki de asıl soru şu: Muhalif medyada gerçekten bir transfer borsası mı oluştu, yoksa daralan medya alanında herkes aynı ringin içinde mi dönüyor?
HaberHürriyeti
Cüneyt Özdemir ile İsmail Küçükkaya arasında gazetecilik tartışması
Medyada değişim rüzgarı: Kim nereye transfer oldu?
Flash TV satıldı: İşte yeni sahibi
Tahir Sarıkaya 9 milyonu kimlere dağıttı?
Beyaz TV muhabiri nasıl 20 milyonluk şirket sahibi oldu?
Cem Küçük hakkında 5 milyon liralık şüpheli transfer
Cem Küçük soruşturmasında 3 yakalama kararı: Serdar Özyurt, İsmail Çanak, Ahsen Melek Kocatürk
Reha Muhtar'ın mirası ortaya çıktı
Ertuğrul Özkök: Dönek, omurgasız dendiğinde alınmıyorum



YORUMLAR
Yorum Yap