24 Ekim 2014 Cuma    Günün tüm haberleri       Son dakika ekle       Künye       İletişim       Reklam       Üyelik   
ANA SAYFA EKONOMİ İŞ DÜNYASI GÜNDEM FİNANS DÜNYA MEDYA SPOR MAGAZİN
İş'te Gündem Google  
 
 
 
Barzani bizi neden bu kadar sinirlendiriyor?
  Mehmet Ali Birand    02 Mart 2007 Cuma  
Bağımsız bir Kürt devleti kurulmasının, Türkiye açısından ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum. Kerkük'ün bir Kürt başkentine dönüştürülmesi, Kuzey Irak'taki petrolün tamamen Kürt yönetimine bağlanması olasılığının ne sonuçlar getireceğinin de farkındayım.

Ancak, uzun vadeli risk ve sorunlara rağmen, birkaç milyonluk Kuzey Irak'taki Kürt yönetimi her ağzını açtığında neden böylesine ateş püskürdüğümüzü de anlayamıyorum.

Mesud Barzani bir bölgenin lideri. Uluslararası konjonktür lehine dönmüş, sırtını ABD'ye dayamış durumda. Uzun yıllardır düşlediği, babasının başlattığı bir mücadelede eline bir fırsat geçtiğini biliyor. Politikacı olarak, liderliğini yaptığı toplumun beklentilerini köpürtüyor.

Ama her konuşması 70 milyonluk Türkiye'yi sarsıyor.

"Bağımsız bir Kürt devleti fikrine alışmaya bakın" diyor, Başbakanımızdan Dışişleri Bakanımıza, siyasilerimizden köşe yazarlarımıza kadar herkes ayağa kalkıyor.

"Türk Ordusunun Kuzey Irak'a girmesine müsaade etmeyiz" diyor, askerimiz ayaklanıyor.

Nasıl olur da böyle bir söz söyleyebilir, diye tepki gösteriyoruz.

"PKK ile mücadele etmeyiz. Artık eski dönemler bitti" diyor, nankörlükle suçluyoruz. Bizim kırmızı pasaportlarla dolaştığı (aslında T.C.'nin kırmızı pasaportuyla hiçbir yabancı ülkeye gitmemişti) günleri hatırlatıyoruz.

Neden bu kadar kızıyoruz? Neden bu kadar abartılı tepki gösteriyoruz? Üstelik bu sözler yeni de değil. Şimdiye kadar defalarca söylenmiş ve tekrarlanmış görüşler.

Bir de madalyonun öbür yanına bakalım. Barzani'nin ne demesini beklerdik?

Örneğin, "Türk Ordusunun başımızın üstünde yeri var. Gelsin, Kerkük başta Kuzey Irak'ı istila etsin" demesini mi?

Gerçekçi olalım, Kuzey Irak liderlerinden hiçbiri bunu söyleyemez. "Türk ordusu gelsin, ülkeyi istila etsin. Başımızın üstünde yeri var" diyemez.

Barzani gibi bir lidere "nasıl olur da bağımsız bir Kürdistan'dan söz edebilirsiniz" demek de çok güç değil mi? Zira bir lider, gerçekçi olmasa, tamamen rüya olduğunu bilse dahi, taraftarlarına bir ümit vermek ister. Hele böylesine bir konjonktürü yakalamış bir liderden başka bir konuşma beklemek gerçekçilik sayılmaz.

Aynı lider (Barzani) bundan bir süre önce, Türk Ordusuyla birlikte, PKK-Talabani koalisyonuna karşı savaşmış olabilir. Ankara'da eller üstünde taşınmış da olabilir.

Ancak bugün durum farklıdır.

Bugünkü koşullar, Barzani-Talabani ikilisine inanılmaz bir olanak sağlamıştır. Barzani de bundan yararlanmaktadır.

Türkiye, tepki göstermekte haklıdır. Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti kurulmasına tepki göstermekte, bunu engellemek için gereken önlemleri almakta da haklıdır. Ancak, öylesine sert tepki gösteriyoruz ki, adeta oynanmakta olan satranç oyununda kontrolü elimizden kaçırıyormuşuz gibi bir durumla karşı karşıya kalıyoruz.

Bunları neden yazıyorum biliyor musunuz? Zira Türkiye'nin böylesine büyük gürültü çıkarmasına gerek yok. Nedeni de basit. Türkiye çok büyük, Türkiye çok güçlüdür. Kuzey Irak Kürtleri'yle söz düellosu yerine, çok daha ağırbaşlı ve sakin şekilde hareket etmesi gereken bir güçtür...

Tekrar edeyim, Barzani'nin söyledikleriyle hem fikir olmayabiliriz. Hatta çok kızabiliriz. Ancak, kendimizi de küçük düşürmemeliyiz. Gereksiz ve abartılı tepkiler göstermek yerine, ağırbaşlı şekilde görüşlerimizi anlatabilmeliyiz.

* * *

BARZANİ DE TÜRKİYE'Yİ ANLAMALI

Nasıl Türkiye kamuoyu Barzani'yi anlamalıysa, Barzani'de Türk kamuoyunu anlamalı. Bu kamuoyundaki duyarlıkları en iyi bilen kişidir. En sıkışık dönemlerinde, ona el uzatacak ülkelerin başında, İran'ın değil Türkiye'nin geldiğini, ABD'nin bugün var, yarın yok olacağını da bilir. İlerde bağımsız olacaksa, bunu ancak Türkiye'yi yanına alarak gerçekleştirebileceğinin farkındadır.

Durum böyleyken, Türkiye'nin nasırına basmanın nedenini anlayabilmekte zorlanıyoruz. Zamanlaması kötü (eski sözlerin tekrarı olsa dahi) demeçlerde ısrar etmenin getirisini göremiyoruz. Belki iç politikada avantaj sağlıyor olabilir, ancak en önemli komşusunu da tedirgin ediyor.

Kürt kardeşliği adına, belki PKK ile savaşmak istemediği izlenimi veriyor, ancak bütün dünya Barzani'nin PKK'yı, PKK'nın da onu kullandığını biliyor ve görüyor. Üstelik, Türkiye'nin PKK ve Kerkük kaygıları artık diğer komşu ülkeler tarafından da paylaşılmaya başlandı. Yani, Ankara bu duyarlıklarında tek başına değil.

İşte bütün bu verilere baktıktan sonra, Mesud Barzani'nin Türkiye'yi sürekli rahatsız etmesini bir türlü anlayamıyoruz.

Kabul; yaşananlar büyük bir oyunun parçalarıdır...

Kabul; tarihi bir sürecin en önemli aşamalarından birinden geçilmektedir.

Ancak, biraz da karşılıklı ve uzun vadeli düşünmek, birbirine en çok ihtiyaç duyan komşuların görevi değil midir?

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

Bu yazı 27473 defa okunmuştur.
 Yorumlar  -   Yorum Ekle                        Toplam 0 yorum var.  Tümünü göster

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
  Yazarlar
Şükrü Kızılot

Sosyal güvenlik 2007’de de kara delik
 
Reha Muhtar

Medya-Siyaset-Ticaret
 
Yılmaz Özdil

Al sancak Alsancak'ta
 
Mahmut Övür

'Vahşi milliyetçilik yükseliyor'
 
Cengiz Çandar

Hrant’ın katili Ogün olmayabilir mi?
 
Soner Yalçın

Demokrat Parti’nin ’balans ayarı’
 
Mehmet Altan

Biraz daha gayret...
 
Yavuz Donat

"Cumhur" ne diyor?
 
Hasan Cemal

Çankaya, TÜSİAD, Baykal!
 
Mehmet Barlas

Sadece "Terörle mücadele" gündemli bir siyaset olamaz...
 
Yalçın Doğan

Dünyada en iyi korunan kişi
 
Hurşit Güneş

Gordon Brown ile Tayyip Erdoğan farkı
 
Salih Neftçi

TCMB ve faizler... Ve ‘kaz’
 
İsmail Küçükkaya

Türkiye'nin radikalleşmesi
 
Metin Münir

Hey çocuklar! Ben rap’çi oldum!
 
Bekir Çoşkun

İzmir’de deli dalgalar...
 
Prof. Dr. Aydın Ayaydın

Ülker, Petkim ihalesinde Efes'le birlikte ter dökecek
 
Meliha Okur

Irak'ta Saddam yönetimin devrilmesinin nedeni...
 
Şamil Tayyar

İspatlamazsan şerefsizsin
 
Engin Ardıç

Atatürk üşümez, acıkmaz, yorulmaz
 
Can Dündar

Anadolu’da seks patlaması
 
Güler Kömürcü

Yeni şifre; Suryoyo
 
Serhan Ada

Karadikenin cinsiyeti
 
Emin Çölaşan

Sözcü’nün kitabı ikinci bölüm
 
Sami Kohen

Özür krizi
 
Ali Saydam

Kim olursan ol, yine de ölç!
 
Deniz Gökçe

Meğer Çin'in de kamu borcu çok büyükmüş
 
Şelale Kadak

Kazanan bir takımı değiştirmek aptallık olurdu!
 
Mehmet Ali Birand

Barzani bizi neden bu kadar sinirlendiriyor?
 
Fatih Altaylı

Yayına devam
 
Ergun Babahan

Vatan haini
 
Oktay Ekşi

Gül’ün müjdeleri...
 
Murat Yetkin

MİT'ten 80'inci yılında önemli uyarılar
 
Enis Berberoğlu

Saddam, idamdan 2 gün önce korkudan bayılmış
 
Ahmet Hakan

Her şeyin bedeli var
 
Hıncal Uluç

İş dünyası aslında ne istiyor?..
 
Ahmet Kekeç

Ölçtürün, bakalım ne kadar hainsiniz!
 
Onur Baştürk

Striptizci Aylin e yardım eli
 
Ertuğrul Özkök

Sarmaş dolaş Federasyon Başkanı
 
Serdar Turgut

Penis özgürdür ama kırılgandır
 
  En Popüler Haberler
 
  Hava Durumu
  İstanbul
Cuma Cumartesi  Pazar 
24 / 16 °C 20 / 15 °C 18 / 14 °C
 
 
  Üye Girişi
  Üye Adı :
  Şifre :
 
Üye Ol
Şifremi Unuttum
 
 
 
ANA SAYFA   |   GÜNÜN TÜM HABERLERİ   |   ARŞİV   |   ZİYARETÇİ DEFTERİ   |   KÜNYE   |   REKLAM   |   İLETİŞİM

İş'te Gündem'nda yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı İş'te Gündem sorumlu tutulamaz. Tasarım, Programlama ve Barındırma