Deniz Feneri dosyasında ilk soruşturmayı yapan ve görevden el çektirilen savcılar, hazırladıkları tutuklamaya sevk yazısında yöneticilerin örgütün parasını şahsi işleri için kullandıklarını, yapılan mali yolsuzlukların dökümünü ayrıntılarıyla kaleme almışlardı. Bu saptamalarına karşın dava aşamasında yeni savcıların hazırladığı iddianamede ‘örgüt ve dolandırıcılık’ suçlamalarına yer verilmemesi dikkat çekiyor.
Deniz Feneri soruşturmasında hazırlanan iddianamede, “örgüt ve dolandırıcılık yok” iddiasını, dosyadan el çektirilen savcılar Nadi Türkaslan ve iki savcının sevk yazısı çürütüyor. Tutuklamaya sevk yazısında, şüpheliler Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve Zahid Akman’ın “suç işlemek için örgüt kurup, yönettikleri” suçlaması yapılırken zanlıların, “Deniz Feneri e.V’nin parasını kuruluşundan beri şahsi olarak kullandıkları, bu durumu gizlemek için e.V. adına yardım dağıtılmış gibi gerçeğe aykırı belgeler düzenlettikleri” ifade edildi. Yazıda, şüphelilerin şirketlerine ait Frankfurt şehrindeki 6 adet daire ile Letonya’dan alınan geminin parasının da Deniz Feneri’nin kasasından ödendiği bildirildi.
Deniz Feneri soruşturması kapsamında hazırlanan 526 sayfalık iddianame, Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. Mahkeme, iddianameyi 15 gün içinde onaylayacak. İddianamede ile birlikte dün 308 klasör delil de mahkemeye gönderildi. İddianamede, suçların neden “örgüt” kapsamında değerlendirilmediğine açıklık getirilirken “Şüpheliler arasında iş ilişkisinden doğan bir alışveriş vardır. Aralarında astlık-üstlük ilişkisi vardır, bu örgüt sayılmaz” denildi. “Köstebek” iddiası için ise delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik kararı verildiği öğrenildi.
Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman, yönetim kurulu üyesi İsmail Karahan ile Almanya’daki davada mahkûm olan Mehmet Gürhan için “özel belgede sahtecilik, kamu görevlisinin sahtecilik suçuna iştirak ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçlarından 23.5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. “Özel belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmakla” suçlanan eski RTÜK Başkanı Zahid Akman, Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik, Deniz Feneri’nin muhasebecisi Firdevsi Ermiş ve derneğin eski yöneticilerinden Mehmet Taşkan için ise 17.5 yıla kadar hapis istendi.
Ancak iddianamede, dosyadan el çektirilen savcıların gördüğü “örgüt ve dolandırıcılık” suçlamasının olmaması tartışma yarattı. Karaman, Gürhan ve Karahan hakkında kamu görevlisinin sahtecilik suçuna iştirak suçundan ceza istenmesinin gerekçesinin, Karaman’ın, Mehmet Gürhan’ın Almanya’da tutuklu bulunmasına karşın Gürhan adına sahte vekâletname alması olduğu belirtildi.
Eski savcıların iddiaları
Görevden alınan savcılar, gözaltına alınan Zahid Akman, Zekeriya Karaman, Mustafa Çelik, İsmail Karahan ve Erdoğan Kara’yı tutuklanması istemiyle mahkemeye sevk ederken örgüt ve dolandırıcılık iddiasını da ayrıntılarıyla anlattı.
10 Temmuz 2011 tarihli sevk yazısında şu bilgiler aktarıldı:
- Suç örgütü kurup yöneten şüpheliler Karaman, Karahan, Çelik, Akman ve Kara’nın Almanya’da yapılan soruşturmadan sonra örgüt mensuplarını bir arada tutmaya, birlikte hareket etmelerini sağlamaya çalıştıkları, örgüt mensuplarına sahip çıkıp destek oldukları, uygulanan iletişimin dinlenmesi tedbirinden anlaşılmıştır.
- Şüpheliler Karaman, Karahan, Çelik ve Akman’ın suç işlemek için örgüt kurup yönettikleri, Erdoğan Kara’nın örgüt adına suç işlediği, şüphelilerin örgütün amacı doğrultusunda Deniz Feneri e.V’nin parasını kuruluşundan beri şahsi olarak kullandıkları, bu durumu gizlemek için Deniz Feneri e.V. adına yardım dağıtılmış gibi gerçeğe aykırı belgeler düzenlettikleri, Türkiye’de tutulan ve işletilen e.V’ye ve şirketlere ait muhasebe kaydı, tanıkların ifadeleri ve beyanlarına başvurulan tanıkların ifadelerinden anlaşılmaktadır.
Alican Uludağ/Cumhuriyet