23 Nisan 2014 Çarşamba    Günün tüm haberleri       Son dakika ekle       Künye       İletişim       Reklam       Üyelik   
ANA SAYFA EKONOMİ İŞ DÜNYASI GÜNDEM FİNANS DÜNYA MEDYA SPOR MAGAZİN
İş'te Gündem Google  
 
 
'Fidan'ı İmralı ve Oslo'ya ben gönderdim'
 Fidan ı İmralı ve Oslo ya ben gönderdim
 
Erdoğan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı, Kürt meselesi için görevlendirdiğini belirterek, "Oslo'ya da İmralı'ya da ben gönderdim. O sır küpüm" dedi.
 
12 Nisan 2012 Perşembe 07:39

Erdoğan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı, Kürt meselesi için görevlendirdiğini belirterek, "Oslo'ya da İmralı'ya da ben gönderdim. O sır küpüm" dedi. Başbakan BDP'yi eleştirerek yeni anayasa ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının herkesi kucaklamasını istedi

Çin gezimizin son durağı olan Şanghay'da son günümüze "Merhaba" demiştik. Başbakan Erdoğan'la, gezisini izleyen genel yayın yönetmenleri ve yazarlar olarak şehir içinde şehirden farksız otelimizin (Pudong Shangri-La) bir salonunda biraraya geldik.

Erdoğan'ın kısa bir giriş ve gezi değerlendirmesi konuşmasından sonra gündeme yine Suriye ağırlığını vurdu. Çünkü, Erdoğan'ın da vurguladığı gibi, "Çin'deki temaslarda bile Suriye öne çıkmış, ekonomi ikinci plana itilmişti..." Sorular birbirini izledi, tam sohbetin sonuna yaklaşılmıştı ki, bir arkadaş şansını deneyip konuyu iç politikaya getirdi ve MİT-Yargı krizinden söz etti: "MİT Müsteşarı ve diğer üst düzey yetkililerle ilgili soruşturma ve ifade talebini yanıtlamadan önce bir iç soruşturma yaptırdığınız söyleniyor. Doğru mu?"

Erdoğan şöyle bir soluklandı. Söze "Arkadaşlar, bu konuda ilk kez açık açık konuşacağım" dedi ve bombayı patlattı: "Yargının bu girişimine sessiz kalmak mümkün değildi. Tam da benim nekahat dönemime rastladı. MİT Müsteşarımız, benim en yakın mesai arkadaşım.

Daha önceki görevlerinde (Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı, TİKA Başkanlığı) çok çok başarılıydı. Bu görevinde de çok başarılı. O, Türkiye Cumhuriyeti'nin bekasıyla ilgili bir görev yürütüyor.
Biliyorsunuz, uluslararası dilde onlara ajan denir, her ülkede onlar yürütmenin başının izniyle gizli operasyonlar yaparlar.Devletin güvenliği ve geleceği için.

"BENİM SIR KÜPÜM"

Her yerde, bu böyledir. O nedenle MİT Müsteşarımızı İmralı'ya gönderen benim, Oslo'ya gönderen benim. Niçin gönderiyorum? Çünkü ortada bir terörle mücadele var. O mücadelede başarılı olmak zorundayız. Başarılı olmak için de tüm araçları kullanmak zorundayız.

Bir noktaya açıklık getireyim: Oslo'daki görüşmelerde MİT Müsteşarı'nın birtakım sözler verdiği iddiaları yalan, çünkü hiçbir yazılı tutanak tutulmadı. Sadece sözlü görüş alışverişi yapıldı o toplantılarda, hepsi bu. MİT Müsteşarı'nın gayretlerinden çok memnunum. Zira ülkeme çok şey kazandırdı. İyi yetişmiş bir bürokrat o.

Benim sır küpüm. Türkiye Cumhuriyeti devletinin sır küpü. Biz insan kıyma makinesi değiliz. Onun gerek Oslo'daki olsun, gerek İmralı'daki olsun, çalışmaları takdire şayandır. O meseleye gelince; yargı kendine ait olmayan bir yetkiyi kullanmaya kalktı. Yargı kesinlikle kendini yasamanın veya yürütmenin üstünde göremez. Aslında ona yetkiyi yasama organı veriyor, verdi. Ama kötüye kullandı.

Bir yasal süreçle tartışmalara açıklık getirdik. O konu noktalandı.

Erdoğan etnik yapılanmayla ilgili bir soru üzerine, partisindeki 60 milletvekili ve kabinedeki 5 bakanın Kürt olduğunu vurguluyor: "Bütün etnik yapıları kuşatan bir partiyiz.

Bekir bey (Bozdağ) bile Kürttür. Birbirimize karşı olan sevgimiz aynı. Biz BDP'nin söyleminin yanlış olduğunu söylüyoruz. Halbuki biz birinci dereceden Kürt seçmenin oylarını alıyoruz, Kürt partisi miyiz? Türkiye bizi kucakladı.

Alevi, Sünni, Laz, Çerkez herkes bu işin içinde var. Rizeli'yim bana Laz diyorlar. Halbuki alakam yok. Nusret bey (Bayraktar) Laz ama kimse bilmez.

Her kesimi kucaklayan parti olmamız bizi yüzde 50'ye taşıdı. Yeni anayasada da gelin bunu bir yere yerleştirelim. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı herkesi kucaklasın. Burada rahatsız edici bir şey yok öbürü rahatsız edici. Burada ezber bozan bir mantık var artık çözelim istiyoruz."

GÖREV SÜRESİ

Madem sohbetin sonundan, iç sorunlardan başladım; devam edeyim.
Erdoğan, 2014'ten sonrasıyla, yani üç dönem görev süresinin dolacağı tarihten ötesiyle ilgili projelerini soran arkadaşımıza özetle şu yanıtı verdi: "Siyasiler genellikle koltuktan kalkmasını bilmezler.
Partiyi kurarken bu konuyu enine-boyuna tartıştık; 'Biz de diğerleri gibi mi olacağız, yoksa hücre yenilemesi ilkesini mi benimseyeceğiz' dedik. Zaten üç dönem sonra siyaset bitmiş olmuyor, sadece bir dönem ara veriliyor. O bir dönemde partide. sivil toplum örgütlerinde çalışılıyor, sonra yeniden dönülebiliyor. Fanilerle yürüdüğünü bilecek, ilkelerle yürümeye devam edeceksin. Tayyip Erdoğan da fani, bir gün ölecek. Öldüğünde ne yapılacaksa, onun ilkeleri bugünden belli olmalı, şimdiden hazırlanmalı.

Sürem dolduğunda partim ne görev verirse, sempozyumlarla, konferanslarla, başka etkinliklerle Anadolu'yu hallaç pamuğu gibi atarım." "Anayasa Mahkemesi cumhurbaşkanlığı konusunda 7 yıllık görev süresini iptal ederse ne olur" sorusuna "Yorum yapmadan konuşmamız şık olmaz, karar açıklandığında değerlendirme yaparız" karşılığı veriyor.

Bir soru da Cumhurbaşkanı Gül'ün onayından geçerek yasalaşan yeni eğitim sistemiyle ilgili: "Gelecek öğretim yılına yetişir mi?" Erdoğan, tereddütsüz "Hiç endişeniz olmasın" dedi, ekledi: "Tüm hazırlıklarımızı yetişecek şekilde yapıyoruz.

Ufak-tefek aksaklıklar olabilir.

Göreceksiniz, tereyağından kıl çeker gibi yapacağız. Sonraki öğretim yılında daha da oturacak. Osmanlıca-Kürtçe seçmeli ders olarak seçilebilecek."

NATO'YU GÖREVE ÇAĞIRABİLİRİZ

Başbakan sohbetin ilk ve de ağırlıklı bölümünü oluşturan Suriye krizindeki durumla ilgili olarak dünyaya çağrı yaptı. Sınırdaki ihlalle ilgili olarak NATO'nun müdahale seçeneğinin de masada olduğunu söyledi. Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları sıralayayım:

BM Özel Temsilcisi Kofi Annan'ın girişimlerinin ve Güvenlik Konseyi'nin belirlediği takvimin sonuna geldik. 12 Nisan (Bugün) silahların susması ve Esad'ın kuvvetlerini çekmesi için son gün. Ondan sonra ne olacak? G-8 grubu toplanıyor. Önce orada ele alınacak. Bize göre, BM Güvenlik Konseyi duruma el koymalı.

Çin Devlet Başkanı Hu Jintao'ya anlattım: Suriye'de ölü sayısı 10 bine yaklaştı. Kentler harabeye döndü. Durum içler acısı, annelerin gözleri önünde insanlar acımasızca öldürülüyor. İnsani olmayan bir süreç yürüyor... Çin'in düşünceleri Türkiye ile örtüşüyor.

Bize Çin'in bugüne kadar toplam 8 kez veto hakkını kullandığını, bunun son 2'sinin Suriye ile ilgili olduğunu anlattılar. Onların da opsiyonu bitmiş durumda. "Bize bundan sonra Suriye karar tasarılarını veto etmeyeceğiniz bilgisi ulaştı" dedim. Hu Jintao, "Hayır" demedi. Türkiye'ye döndükten sonra Rusya'nın tutumuna yoğunlaşacağız.

Cuma günü Arabistan'a günübirlik bir seyahat yapacağız. Ondan sonra Hatay'daki kampları ziyaret edeceğim. Orayı yerinde görmek istiyorum.

Türkiye, BM Güvenlik Konseyi'nden yeni bir karar çıkartmak mı istiyor? Evet. bu konu acil hale geldi. Kamplara gelenlerin, sığınmacıların öyküleri yürek paralayıcı. Güvenlik Konseyi'nden talep etmeyip de ne yapacağız?

Rusya, Çin, İran üçlüsünün Suriye'yle ilgili pozisyon değişikliği ne noktada? Çin artık örtüşmeye başladı. İran da o noktada olduğunu söylüyor. Biz Tahran'a gittiğimizde, Esad yönetimine direnenleri terörist olarak niteliyorlardı. "Lütfen Beşar Esad'ın ağzıyla konuşmayın" dedik. Zulme rıza zulümdür.
Buna "evet" diyemezsiniz. Halkını terörist olarak görüyorlar.

Oksijen çadırında ölümün pençesinde bir halkla karşı karşıya olduğumuzu anlattık. Sonunda birlikte çalışma önerisi yaptılar.

Beşar Esad başka bir oyun peşinde: "Bu Arap milliyetçileri ile İslamcılar arasındaki bir savaştır" diyor. Esad bu taktikle Arap Ligi'ni İran'a karşı kışkırtmayı amaçlıyor. İran'a bunu da anlattık. Bir şey demediler.
Sınırımızın ihlali, uluslararası hukukun çiğnenmesi açısından bir işaret fişeği. Buna karşı elbette Türkiye Cumhuriyeti'nin kendine has tavrı var.

Böyle durumlarda başka ülkeler uluslararası hukuka dayanarak ne yapıyorlarsa, biz de en azından onu yapmalıyız.

Suriye aklını başına toplamalı. Ve şunları bilmeli:

1-Sınırı asla kapatmayacağız. Sığınmacıları kabule devam edeceğiz. 2-Bundan böyle sınırı vurmaya kalkarsa, sonu ne olur, nereye varır, bilemem...

Evet, Güvenlik Konseyi soruna el koymalı.

Gerekirse Suriye'nin Dostları Grubu'nun İstanbul'daki ikinci toplantısında temsil edilen 83 ülke ve uluslararası kuruluş, Güvenlik Konseyi'ne baskı yapıp, karar çıkartmalı.

Güvenlik Konseyi'nde adım atılmazsa ve Suriye çok daha kötü bir duruma sürüklenirse, Türkiye'nin elinde hangi araçlar kalmış olacak? Opsiyonumuz çok. Öncelikle sınır ihlali yapılmasından ötürü haklarımız var. NATO Sözleşmesi'nin 5'nci maddesinin işletilmesi seçeneği var. (Not: 5'nci madde, "Bir NATO üyesine yapılmış olan saldırının tüm üyelere yapılmış kabul edilmesini ve toplu cevap verilmesini öngörüyor.) Gelişmelere göre karar vereceğiz.

Ve son bomba: NATO Konseyi'ni 5'nci maddeyi işletmesi için toplantıya çağırabilir miyiz? Türkiye öyle bir pozisyonda kalırsa (Not: Güvenlik Konseyi karar veremezse, Türkiye sınırının ihlali devam ederse gibi olasılıkları ima ediyor) o adımı atar.

ÇİN VE TÜRKİYE'NİN KÜLTÜRLERİ ORTAK

Başbakan, Çin ziyaretinin son bölümünde Şanghay Uluslararası Araştırmalar Üniversitesi Türkçe Bölümü'nün açılış törenine katıldı. Erdoğan'a, Şanghay Uluslararası Araştırmalar Üniversitesi Parti Sekreteri Vu Yoğfu tarafından fahri doktora unvanı verildi. Erdoğan yaptığı konuşmada, fahri doktora unvanını Türkiye ile Çin arasındaki kadim dostluğun bir nişanesi olarak büyük bir gururla taşıyacağını söyledi. Erdoğan, şu mesajları verdi:

KÖKLERİMİZ BURADA: Türkiye ile Çin arasında fiziki olarak gerçekten uzun bir mesafe bulunuyor ancak Türkiye mesafeyi hiç önemsemiyor. Türkler, Çin'e yakın coğrafyalardan batıya göç etti. Sadece bilimin tespitleri değil, bugün dahi, dilimizdeki, mutfağımızdaki, kültürümüzdeki bazı ortak unsurlar, tarihte Çinlilerle Türklerin komşu olduklarını, iletişim içinde olduklarını ispat ediyor. Bakınız, bir lisanda en temel kelimelerden biri 'su'dur. Bizim 'su' olarak telaffuz ettiğimiz kelime, Çince'de, 'şui' olarak telaffuz ediliyor ve aynı anlama geliyor. Türkçe'den Çince'ye yerleşmiş, Çince'den Türkçe'ye geçmiş çok sayıda ortak kelime bulunuyor.

Tengri, yani Tanrı gibi, Tarkan gibi, uşak, ulak gibi kelimeler bizim ortak kelimelerimiz. Her ne kadar farklı dillerde konuşmuş olsalar da Türk Halk Ozanı Yunus Emre ile büyük Çin düşünürü Konfüçyus'un dizelerine, düşüncelerine baktığınızda, aramızdaki kültürel yakınlığı daha net olarak görürsünüz.

HOŞGÖRÜYLE BAKIN: Çin, Avrupa'dan, Ortadoğu'dan, Afrika'dan uzak bir ülke, uzak bir diyar olarak görüldü. Ama bugün, küreselleşen, dünyamızda, artık uzak kavramı anlamını çok büyük ölçüde yitirdi. Bugün artık, kendi sınırları içine kapananlar, dünyaya ilgisiz, kayıtsız kalanlar, dünyaya gözlerini yumanlar, kaybetmeye mahkûmdurlar. Onun için sizlerden, dünyadaki gelişmeleri, dünya siyasetini yakından takip etmenizi özellikle rica ediyorum. Dünyaya hiçbir zaman önyargı gözlüğüyle değil, hoşgörü gözlüğüyle bakmaya çalışın.

Erdoğan konuşmasını Çince'de "teşekkür ederim" anlamına gelen "şie şie" diyerek tamamladı.
Erdoğan'a sürpriz yapan öğrenciler, "Memleketim" şarkısını söylediler.
Erdoğan da, şarkıya eşlik etti.

YURDA DÖNDÜ
Erdoğan dün gece 23.50'de Türkiye'ye döndü. Gazetecilerle ayak üstü sohbet eden Erdoğan Fenerbahçe-Kayseri maçının sonucunu sordu. Erdoğan Suriye'yle ilgili sorular üzerine "Yarın (bugün) nasıl olsa Bangladeş Başbakanı geliyor. Gece de Suudi Arabistan'a gideceğiz. Orada bazı açıklamalar olacaktır" dedi.

Erdal Şafak/Sabah


Bu haber 260 defa okunmuştur.

  Yorumlar Toplam 0 yorum var.   

Bu haber henüz yorumlanmamış...

 
   Yorum Ekle

Yorumcuların dikkatine:
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Neleri kabul ediyorum:
• IP adresimin kaydedileceğini,
• Adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını,
• Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu,
• Yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini,

bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Adınız:
Yorumunuz (En fazla 500 karakter):
Kalan Karakter:
  Bu kategorideki diğer haberler


Subaya mecburi hizmet müjdesi

TSK’de sürpriz emeklilik

Konya'ya 'Necmettin Erbakan Üniversitesi' teklifi
»  Öğretmen adaylarına müjdeli haber
»  Meteoroloji ve AKOM'dan kar uyarısı
»  Ankara bu isteği konuşuyor!
»  Görüntüler izlendi: Pisi pisine...
»  Tahrik indirimi istedi
»  Soruşturma sırası Büyükanıt'ta
»  Aygün: Ben kapitalizmin temsilcisiyim
»  Bir yıl geçti hâlâ anlamıyorum
»  Nedim Şener'den Nazlı Ilıcak'a çağrı: Cellatlığa son ver!
»  Müdüre: OYAK'ı Ergenekon mu kurdu?
»  'Böbreğimin iyisini ona vermiştim'
»  Bedelli için son başvuru tarihi ne zaman?
»  Cumhurbaşkanı Gül bedelli ve şike kararını verdi
»  Gül, gurbetçiyi sevindirdi
»  Türk jetlerine atom bombası
»  Bedelli bekleyenleri üzecek gelişme
»  Yurtdışında 3 yıl çalışana 10 bin Avro bedel
»  Bedelli'de yeni müjde! Kapsam genişledi
»  Körfez 2’de 8 tutuklama
»  Günde 67 liraya Bedelli
»  Yaş 30, bedel 25 Bin
 
  Yazarlar
Şükrü Kızılot

Sosyal güvenlik 2007’de de kara delik
 
Reha Muhtar

Medya-Siyaset-Ticaret
 
Yılmaz Özdil

Al sancak Alsancak'ta
 
Mahmut Övür

'Vahşi milliyetçilik yükseliyor'
 
Cengiz Çandar

Hrant’ın katili Ogün olmayabilir mi?
 
Soner Yalçın

Demokrat Parti’nin ’balans ayarı’
 
Mehmet Altan

Biraz daha gayret...
 
Yavuz Donat

"Cumhur" ne diyor?
 
Hasan Cemal

Çankaya, TÜSİAD, Baykal!
 
Mehmet Barlas

Sadece "Terörle mücadele" gündemli bir siyaset olamaz...
 
Yalçın Doğan

Dünyada en iyi korunan kişi
 
Hurşit Güneş

Gordon Brown ile Tayyip Erdoğan farkı
 
Salih Neftçi

TCMB ve faizler... Ve ‘kaz’
 
İsmail Küçükkaya

Türkiye'nin radikalleşmesi
 
Metin Münir

Hey çocuklar! Ben rap’çi oldum!
 
Bekir Çoşkun

İzmir’de deli dalgalar...
 
Prof. Dr. Aydın Ayaydın

Ülker, Petkim ihalesinde Efes'le birlikte ter dökecek
 
Meliha Okur

Irak'ta Saddam yönetimin devrilmesinin nedeni...
 
Şamil Tayyar

İspatlamazsan şerefsizsin
 
Engin Ardıç

Atatürk üşümez, acıkmaz, yorulmaz
 
Can Dündar

Anadolu’da seks patlaması
 
Güler Kömürcü

Yeni şifre; Suryoyo
 
Serhan Ada

Karadikenin cinsiyeti
 
Emin Çölaşan

Sözcü’nün kitabı ikinci bölüm
 
Sami Kohen

Özür krizi
 
Ali Saydam

Kim olursan ol, yine de ölç!
 
Deniz Gökçe

Meğer Çin'in de kamu borcu çok büyükmüş
 
Şelale Kadak

Kazanan bir takımı değiştirmek aptallık olurdu!
 
Mehmet Ali Birand

Barzani bizi neden bu kadar sinirlendiriyor?
 
Fatih Altaylı

Yayına devam
 
Ergun Babahan

Vatan haini
 
Oktay Ekşi

Gül’ün müjdeleri...
 
Murat Yetkin

MİT'ten 80'inci yılında önemli uyarılar
 
Enis Berberoğlu

Saddam, idamdan 2 gün önce korkudan bayılmış
 
Ahmet Hakan

Her şeyin bedeli var
 
Hıncal Uluç

İş dünyası aslında ne istiyor?..
 
Ahmet Kekeç

Ölçtürün, bakalım ne kadar hainsiniz!
 
Onur Baştürk

Striptizci Aylin e yardım eli
 
Ertuğrul Özkök

Sarmaş dolaş Federasyon Başkanı
 
Serdar Turgut

Penis özgürdür ama kırılgandır
 
  En Popüler Haberler
 
  Hava Durumu
  İstanbul
Çarşamba Perşembe  Cuma 
22 / 14 °C 21 / 14 °C 19 / 13 °C
 
 
  Üye Girişi
  Üye Adı :
  Şifre :
 
Üye Ol
Şifremi Unuttum
 
 
 
ANA SAYFA   |   GÜNÜN TÜM HABERLERİ   |   ARŞİV   |   ZİYARETÇİ DEFTERİ   |   KÜNYE   |   REKLAM   |   İLETİŞİM

İş'te Gündem'nda yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı İş'te Gündem sorumlu tutulamaz. Tasarım, Programlama ve Barındırma